Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Yaşama Sevinci

Yaşama Sevinci   Y. için
“Benimle gelmelisin, buradan kaçıp gitmeliyiz artık,” diyorsun. Ve birlikte pencereden atlıyoruz. Ama ikimizden biri ölmüyor. Çünkü bu olanları birinin hatırlaması gerek. Senden sonra üç defa deniyorum, ama bir türlü olmuyor. Çünkü bu, bir evin giriş katındaki pencere. Bu balkonu kapatmışlar. Doğalgaz faturasının günü geçmiş. “Bana sakın numara yapmaya kalkma, anne!” diyorsun. Ve aramızdaki yaş farkı giderek artıyor.
                                                                                   Güzin Tanyeri                                                                                            2011


En son yayınlar

g.s.t.k.p

Give Me Something To Kill the Pain*
Esaslı bir kaçışçı olarak acıyı dindirmek için ilk olarak edebi metinlere sığınırım. Bu, başta bana kim olduğumu unutturarak uyuşturan, ama her zaman kim olduğumu hatırlamamla/keşfetmemle noktalanan bağımlılık benzeri bir süreçtir. Bir keresinde annem bana şöyle bir şey demişti; "Bu kadar kitap okuyorsun ama annene çemkirmekten geri durmayı hâlâ öğrenemedin." 😊 Edebiyat bizi değiştirir mi? İnsanlar değişebilir mi? Buna cevabım; denerler. Okuma sırasında kazanılan deneyim, gerçek yaşama neredeyse denk, rüya yaşantısı kadar gerçekçi, etkileyici ve yetiştirici olabilir. Hem eğer rüyamda birini öldürürsem uykuyla uyanıklık arasındaki evrede çekeceğim vicdan azabını bile Raskolnikov'dan öğrenmişimdir belki. Uyandığımda bir gece önceki benden daha erdemli olmadığımı kim söyleyebilir? İşte kitabın gücü! Kitaplardan asla vazgeçmeyin.
1.Yeni Çıkanlar
Hiç Kimse Buraya Senin Kadar Ait Değil/Miranda July'den Öyküler Everest Yayınları tarafınd…

Tanışma

TANIŞMA
Seni gördü. Çünkü o saatte hâlâ ayaktaydın. Sana uyumanı söylemiştim! Sana odandan çıkmaman gerektiğini... Koridorda dikilmiş dikkatle bize bakıyordun. Başta herkes sessizdi, ev bir akvaryum kadar sessiz. Fakat yağmur. Yağmur camları ısrarlı bir yabancı gibi ara vermeksizin tıklatıyordu. Sana baktım ve ağladığını hemen anladım: Gözlerin şişmiş, sümüğün burun deliklerinden ağzına kadar uzamıştı. Gök gürültüsünden korkarsın. Seni telaşla kucaklamam, ilgiyle avutmam gerekirdi elbette. Aramızda birkaç adımlık mesafe kalmıştı. Yine de sana daha fazla yaklaşamıyordum bir türlü. Başıma kalmışlığın, peşimden ayrılmayışın ve bu ağlak surat sinirime dokunuyor, beni engelliyordu. Üstelik büyüdükçe babana daha çok benziyordun. Onu bana bunca hatırlatırken seni nasıl sevebilirim? Bana yaklaşamıyordun bir türlü, çünkü eve yanımda, yüzünü daha önce hiç görmediğin bir erkekle çıkagelmiştim, ondan çekiniyordun. Seni gösterdi: “Bu kim?” Bana seslendin: “Anne!” Seni duydu. Böylece tanışmış oldunu…

Adınla Çağır Beni Üzerine

Tabi ki, yine müthiş bir kitap buldum, okudum. Bu, ilk Aciman tecrübemdi. İlk birkaç cümleden anladım çok başka bir yazarla karşı karşıya olduğumu. Ruh ve beden okuma kitabı bu kitap. Aşkın insanı saran, değiştiren, hayallere daldıran, varsayımlara iten etkisine kapıldım gitti. Okuma boyunca paralel bir evrende yaşadım, anlatılanları yaşamış kadar oldum. Söylemek gerekir mi bilmem, bu ilişki iki erkek arasında yaşanıyordu ve benim için hiçbir şey fark etmedi, çünkü aşk aşktır. 🌈 Dilerdim ki yaşadığımız, unutmak istemediğimiz her anı Aciman kaleme alsa da, okuyarak dönebilsek geriye. O zaman her şeyin nasıl da hatırladığımızdan bile güzel olduğunu düşünürdük kesinkes. Ve kitabın diğer ülkelerdeki basımlarına baktım da, en güzel kapak Sel'in kapağı bence. Kapakta iki karaltıdan ibaret Oliver ve Elio'yu ete kemiğe bürünmüş olarak göreceğimiz film ise Filmekimi 2017'de gösterime giriyor.  Edebiyattan beyaz perdeye yapılan uyarlamalar söz konusu olduğunda herkes gibi ben de or…

Ev

Ev
Kollarını gökyüzüne kaldırıp güvercinlere doğru koşmaya başlıyorsun. Onlarcası kanatlanıp havalanıyorlar gelişinle, meydanı toz duman basıyor. Seni gözden yitiriyorum. Yerimden kalkıp gittiğin yöne doğru sık adımlarla ilerliyorum. Kaldırımda karşıma çıkıyorsun. Bir sokak köpeğini takip ederek yanımdan süratle geçip gidiyorsun. Ne kadar büyümüşsün. Eylül’ün yedisinde dört yaşına basacaksın. Gittikçe babana daha çok benziyorsun. Sana mavi gömlek ve boyu dizlerini aşan kısa bir pantolon giydirmişler. Saçların yandan ayrılarak taranmış. Çocuk parkındaki en güzel çocuk sensin.
Balonlarıyla çıkagelen satıcı aklını çeliyor; adamın önünde, ayakta dikili kalıyorsun. Hemen bir uçan balon satın alıyorum, cesaretle yanına ilişip “Merhaba,” diyorum; sesim yaşına inip çocuklaşıyor. Balonu sana uzatıyorum, bana doğru atılıyorsun, elin elime değiyor, hiç bu kadar yakın olmamıştık. Kalbim güm güm çarpıyor. Seni daha iyi görebilmek için güneş gözlüğümü çıkarıyorum; işte o zaman kim olduğumu anlamı…
“Once you learn to read, you will be forever free.”
__Frederick Douglass

             Uzun zamandır bar filozofluğu yapmıyorum. Oysa en sevdiğim şeylerden biridir. Masada herhangi bir düşünce sorunuyla başlayıp uzadıkça uzayan ve yine masada sonlanan bu sohbetler tam olarak benim iklimime uyar, beni ölesiye mutlu eder. Herhalde en son bu işe kalkıştığımızda bir akşam üstü masada on kişi kadardık. Ortamı terk edip eve gitmek, kaçınılmazı erteleye erteleye gece yarısını bulmuştu. Hatırımda kalan, dış dünyamızın rüyalara yansımasından konu açıldığında her birimizin mutlaka dersten kalıp liseye/fakülteye geri gönderilme karabasanı olduğunun ortaya çıkmasıydı. Buna hâlâ çok gülerim. Bana göre en iyi bar filozofluğu masada iki kişinin olduğu ve diyalog şeklinde ilerleyen bar filozofluğudur. Bir zamanlar bu iki kişilik bar filozofluğunda beni mükemmel şekilde tamamlayan -çünkü ilgi alanlarımızın ortak ama fikirlerimizin farklı olduğu- bir arkadaşım olmuştu. Bu ender rastlanan bir şey, Capot…

İyi Kitap, İyi Edebiyat

“A library is infinity under a roof.”
― Gail Carson Levine


Merhaba,
Hayatta yapmayı en çok sevdiğim şey kitap okumaktır. Büyürken okuduğum kitaplar sayesinde algımı oluşturduğumu, bir anlamda kendimi yetiştirdiğimi düşünüyorum. Bana göre ilk gençlikte okunan kitapların üzerimizdeki etkisi geleceğimizi belirleyecek kehanetler gücünde. Bunu nasıl daha açık ifade edebilirim bilmiyorum, layıkıyla anlayamadığım bir kitabı okurken bile, içimde şimdiki zamanda belli belirsiz canlanan cümlelerin hayal gücümü etkileşime sokarak beni geleceğe bağladığına, bu sayede geleceğimi şekillendirdiğine inanıyorum. Bu yüzden yazarların, yazdıkları kitaplardaki insanların üzerimde hep emeği var. Yeni kitaplar beni hep heyecanlandırır. Kitaplar hakkında kendi düşüncelerimden başka diğer okurların ne düşündüğünü, anlatılanı nasıl algıladığını merak ederim. Okurlar arasındaki paylaşımın kişinin bakış açısına çoğaltıcı etki sağlayacağına inanıyorum. Aşağıda yer alan kitap seçkisi için yazdığım yorumları daha ö…