Ana içeriğe atla

Bir Dilek

Lisedeyken çok zengindim. Ciddiyim :) Henüz faturalardan, market alışverişinden, kredi borcundan, sağlık giderlerinden vs haberimin olmadığı o gençlik günlerimde ailemin verdiği harçlıkla istediğim kitapları taksitsiz alır ve üstelik kitapçıya bile taksiyle giderdim. Bu sayede oluşturduğum kişisel kütüphanemle uzun süre mutlu ve güvende yaşadım. Ardından odamdaki raflarda tozlanan kitaplarla ilgili olarak fikrim değişmeye başladı. Her zaman başvurulacak başucu kitaplarım dışında, okuduktan sonra kitaplığa yerleştirdiğim ve yıllarca, -yani burası çok komik gerçekten- yıllarca orada durarak sararan sayfalar, bir daha okumayacağımı içten içe bildiğim, hatta kitap alma hastalığı yüzünden sürekli yenilerini eklediğim ve okunmayı bekleyen niceleri yanında tüm bu kitaplar ne ifade ediyor? O zaman bu yapay mutluluğun ve yersiz güvenin boşa olduğunu anladım. Böylece hepimizin varlığını bildiği, onayladığı, ama pek uğramadığı o müthiş yeri keşfettim: Halk Kütüphanesi! Sandığımın aksine içinde tüm güncel kitapların da olduğu, gezmesi bir kitapçıyı gezmek kadar zevk veren, üstelik aradığınız kitabı bulduğunuzda cebinizden çıkmayacak otuz lirayı nereye harcayacağınızı düşünerek küçük mutluluklar yaşayabileceğiniz o müthiş yer. Kitaplarımı oraya bağışladım. Bazı arkadaşlarım ileride bir çocuğum olduğunda bundan pişmanlık duyacağımı söylüyorlar, ama çocuğumun, çocuklarımızın da kütüphanede aynı benim gibi mutlu olacağı kesin, değil mi? Kitaplarımızı bağışlayalım. Hatta kütüphaneler o kadar az ki, kütüphaneler kuralım istiyorum. Sevgilerimle.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ev

Ev
Kollarını gökyüzüne kaldırıp güvercinlere doğru koşmaya başlıyorsun. Onlarcası kanatlanıp havalanıyorlar gelişinle, meydanı toz duman basıyor. Seni gözden yitiriyorum. Yerimden kalkıp gittiğin yöne doğru sık adımlarla ilerliyorum. Kaldırımda karşıma çıkıyorsun. Bir sokak köpeğini takip ederek yanımdan süratle geçip gidiyorsun. Ne kadar büyümüşsün. Eylül’ün yedisinde dört yaşına basacaksın. Gittikçe babana daha çok benziyorsun. Sana mavi gömlek ve boyu dizlerini aşan kısa bir pantolon giydirmişler. Saçların yandan ayrılarak taranmış. Çocuk parkındaki en güzel çocuk sensin.
Balonlarıyla çıkagelen satıcı aklını çeliyor; adamın önünde, ayakta dikili kalıyorsun. Hemen bir uçan balon satın alıyorum, cesaretle yanına ilişip “Merhaba,” diyorum; sesim yaşına inip çocuklaşıyor. Balonu sana uzatıyorum, bana doğru atılıyorsun, elin elime değiyor, hiç bu kadar yakın olmamıştık. Kalbim güm güm çarpıyor. Seni daha iyi görebilmek için güneş gözlüğümü çıkarıyorum; işte o zaman kim olduğumu anlamı…

İyi Kitap, İyi Edebiyat

“A library is infinity under a roof.”
― Gail Carson Levine


Merhaba,
Hayatta yapmayı en çok sevdiğim şey kitap okumaktır. Büyürken okuduğum kitaplar sayesinde algımı oluşturduğumu, bir anlamda kendimi yetiştirdiğimi düşünüyorum. Bana göre ilk gençlikte okunan kitapların üzerimizdeki etkisi geleceğimizi belirleyecek kehanetler gücünde. Bunu nasıl daha açık ifade edebilirim bilmiyorum, layıkıyla anlayamadığım bir kitabı okurken bile, içimde şimdiki zamanda belli belirsiz canlanan cümlelerin hayal gücümü etkileşime sokarak beni geleceğe bağladığına, bu sayede geleceğimi şekillendirdiğine inanıyorum. Bu yüzden yazarların, yazdıkları kitaplardaki insanların üzerimde hep emeği var. Yeni kitaplar beni hep heyecanlandırır. Kitaplar hakkında kendi düşüncelerimden başka diğer okurların ne düşündüğünü, anlatılanı nasıl algıladığını merak ederim. Okurlar arasındaki paylaşımın kişinin bakış açısına çoğaltıcı etki sağlayacağına inanıyorum. Aşağıda yer alan kitap seçkisi için yazdığım yorumları daha ö…