Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ekim, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Yaşama Sevinci

Yaşama Sevinci   Y. için
“Benimle gelmelisin, buradan kaçıp gitmeliyiz artık,” diyorsun. Ve birlikte pencereden atlıyoruz. Ama ikimizden biri ölmüyor. Çünkü bu olanları birinin hatırlaması gerek. Senden sonra üç defa deniyorum, ama bir türlü olmuyor. Çünkü bu, bir evin giriş katındaki pencere. Bu balkonu kapatmışlar. Doğalgaz faturasının günü geçmiş. “Bana sakın numara yapmaya kalkma, anne!” diyorsun. Ve aramızdaki yaş farkı giderek artıyor.
                                                                                   Güzin Tanyeri                                                                                            2011


g.s.t.k.p

Give Me Something To Kill the Pain*
Esaslı bir kaçışçı olarak acıyı dindirmek için ilk olarak edebi metinlere sığınırım. Bu, başta bana kim olduğumu unutturarak uyuşturan, ama her zaman kim olduğumu hatırlamamla/keşfetmemle noktalanan bağımlılık benzeri bir süreçtir. Bir keresinde annem bana şöyle bir şey demişti; "Bu kadar kitap okuyorsun ama annene çemkirmekten geri durmayı hâlâ öğrenemedin." 😊 Edebiyat bizi değiştirir mi? İnsanlar değişebilir mi? Buna cevabım; denerler. Okuma sırasında kazanılan deneyim, gerçek yaşama neredeyse denk, rüya yaşantısı kadar gerçekçi, etkileyici ve yetiştirici olabilir. Hem eğer rüyamda birini öldürürsem uykuyla uyanıklık arasındaki evrede çekeceğim vicdan azabını bile Raskolnikov'dan öğrenmişimdir belki. Uyandığımda bir gece önceki benden daha erdemli olmadığımı kim söyleyebilir? İşte kitabın gücü! Kitaplardan asla vazgeçmeyin.
1.Yeni Çıkanlar
Hiç Kimse Buraya Senin Kadar Ait Değil/Miranda July'den Öyküler Everest Yayınları tarafınd…

Tanışma

TANIŞMA
Seni gördü. Çünkü o saatte hâlâ ayaktaydın. Sana uyumanı söylemiştim! Sana odandan çıkmaman gerektiğini... Koridorda dikilmiş dikkatle bize bakıyordun. Başta herkes sessizdi, ev bir akvaryum kadar sessiz. Fakat yağmur. Yağmur camları ısrarlı bir yabancı gibi ara vermeksizin tıklatıyordu. Sana baktım ve ağladığını hemen anladım: Gözlerin şişmiş, sümüğün burun deliklerinden ağzına kadar uzamıştı. Gök gürültüsünden korkarsın. Seni telaşla kucaklamam, ilgiyle avutmam gerekirdi elbette. Aramızda birkaç adımlık mesafe kalmıştı. Yine de sana daha fazla yaklaşamıyordum bir türlü. Başıma kalmışlığın, peşimden ayrılmayışın ve bu ağlak surat sinirime dokunuyor, beni engelliyordu. Üstelik büyüdükçe babana daha çok benziyordun. Onu bana bunca hatırlatırken seni nasıl sevebilirim? Bana yaklaşamıyordun bir türlü, çünkü eve yanımda, yüzünü daha önce hiç görmediğin bir erkekle çıkagelmiştim, ondan çekiniyordun. Seni gösterdi: “Bu kim?” Bana seslendin: “Anne!” Seni duydu. Böylece tanışmış oldunu…